USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Mir Murat Demir KISKANMA DEMEYELİM, İMRENDİM!

06-11-2021

Türk halkı olarak değerlerimiz, gelenek ve göreneklerimiz, toplum halinde yaşamamıza aksetmiş çok önemli ve seviyeli alışkanlıklar ve uygulamalarımız var ki, fevkalade. Tamam, kendi halkımıza dair otoiltifat halini gerçekleştirdim madem, bakalım dünya ülkelerinde ki yaşam şekilleri, diyaloglar, halk ve devlet, kurum ilişkileri nasıl, hangi seviyede sürdürülüyor. Elektrik faturalarımıza okuma bedeli dahi eklenirken bu yaşanmışlık ziyadesiyle alakama sebep. Aşağıda okuyacaklarınız Sayın, Sevgili; Dr. Serpil Taşdelen’in sosyal medya paylaşımından alınmıştır, bu özel yaşanmışlık bilgilerine dair bilgilendirmesi için gıyabında da olsa teşekkür ediyorum.
 ..
 Avustralya da insanca yaşam nasılmış
 Bu bir Bize o kadar uzak ki inanmak zor geliyor.
 Avustralya'da İnsan Olmak 
 Efendim Melbourne'e vardık. Bir ev kiraladık, ben oradaki akrabalarıma harıl harıl soruyorum 'Yahu, elektrik, telefon, su, gaz idarelerinde tanıdığınız var mi?' 
 Biri 'Ne yapacaksın?' diye sordu. 'Öyle bir müessesede mi çalışmak istiyorsun?' 
 Ben 'Hayır' diye cevap verdim 'Yeni eve o hizmetleri bağlatmak istiyorum da...' 
 Adam güldü, 'Bana adresini şöyle' dedi. Adresi verdim, geçti telefonun başına, o idareleri tek tek aradı. Akşama doğru bütün hizmetler bağlanmıştı.
 Bir gün elektrik idaresinden bir mektup geldi. Mektupta 2 ay kadar sonra, bir gün bizim sokakta elektrik kesileceği bildiriliyor ve ilave ediliyordu 'Eğer o gün mutlaka elektriğe ihtiyacınız varsa size bir jeneratör tahsis edilecek ve harcadığınız elektrik normal tarife üzerinden hesaplanacaktır. Ancak jeneratör sayısı sınırlı olduğu için sadece ihtiyaç sahiplerinin müracaatı...' 
 Ben istemedim, ama komşumuz, yalnız yaşayan yaşlı kadın jeneratör istedi. O sabah 8'de 2 teknisyen jeneratörü getirip kadının sistemine bağladılar.. Sonradan, merak edip sordum bu iş için sadece harcadığı elektriğin bedeli olan 45 sent almışlar. 
 Ben herkesin insan olduğunu ve herkese aynı muamelenin yapılması icap ettiğini Avustralya'da öğrendim. Bir tek gün kimse hakkımı yemedi, kuyrukta önüme geçmedi, trafikte açıkgözlük yapmadı, avanta istemedi...
 Kızım yeni bir mektebe başlamıştı 'Gel çarşıya çıkıp eksiklerini alalım' dedim. 'Lüzum yok' dedi, 'Her şeyi okuldan verdiler.' 
 Bir gün aynı mektepten bir mektup geldi 'Bazı talebelerin, öğle yemeği olarak pahalı gıda maddeleri getirdiklerini fark ettik. _Lütfen çocuğunuzun yanına sadece, bütün ailelerin çocuklarına alabilecekleri şeyler verin. Bu yaşta çocukların arkadaşlarına imrenmesi kötü bir şeydir.'_ 
 Annem bizi ziyarete geldi. Meydana karşılamaya gittik, bekliyoruz, arada gümrüğün kapısı açılıyor ve annemi oradaki bir memur ile konuşurken görüyorum. İngilizce bilmeyen annemin sohbeti bir türlü bitmiyor. Dikkat ettim annemin elinde bir portakal var. Nihayet annem çıktı ve iş anlaşıldı. Kıtayı mikroplardan korumak için Avustralya'ya herhangi bir gıda maddesi sokmak yasak. Annem uçaktan bir portakal alıp çantasına koymuş. Adam onu görünce, hemen elinden alıp çöpe atacağına, büyük bir sabır ile Avustralya'nin neden bu kaideyi uyguladığını anlatıyor ve 'Bu size karşı yapılmış bir hareket değildir, hepimizin sağlığı için alınan bir tedbirdir filan diyor' 
 Melbourne'da ve Avustralya'nin hemen hemen tamamında deniz kenarında bina yoktur. Memleketi bir yol çevreler. Kıyılar herkesindir. 5-10 kilometrede bir, denize girmek, piknik yapmak için tuvalet, duş, elektrikli mangal ve soyunma odaları gibi bedava tesisler vardır. _Yalnız elektrikli mangalı çalıştırabilmek için para atmak lazımdır._ 
 Bir gün oldukça yüklü bir telefon faturası geldi. İdareyi arayıp, bu faturayı ödemekte zorluk çektiğimi söyledim ve su cevabı aldım 'Siz bu faturayı bu ay ödemeyin. Biz bunu 12'ye bölerek 1 sene müddet ile her aylık faturanıza ilave edeceğiz. Ama bundan sonra her faturayı ödeyin'. Sorduğumda faiz ödemeyeceğimi de öğrendim. 
 Avustralya'da yaşayan her insan bedava sağlık sigortasına sahiptir. Şehrin merkezi dışında 2 katlıdan yüksek bina bulunmaz. Normal evler 1 dönüm bahçe içinde, müstakil evlerdir. Şehrin belki yarısı golf sahaları (bedava), botanik bahçeler, göller ve akarsular ile kaplıdır. Okullar bedavadır. Musluktan akan su, hakiki içilen şudur (sözde değil özde). Kilise, cami, havra, Budist tapınakları ve daha nice dini yapı yan yana varlıklarını devam ettirir. 
 SBS adlı devlet televizyonunda Avustralya'da yaşayan 100 kusur ayrı millete mensup insanların kendi dilinde yayın yapılır. Çoğu Avustralyalı, 2 vesile ile kravat takar; düğün ve cenaze. 
 Avustralya'da en büyük suç yalan söylemektir. Yalan söyleyen, yalan beyanda bulunan insanın hayatı kayar. *Onun dışında her şeyin bir çaresi bulunur.

Yazımın başlangıcında elektrik sayaçlarımızın okunması ve okuma karşılığı bir bedelin dahi faturalarımızda yer aldığından dem tutmuştum. Avustralya da neler neler yaşanıyor, devlet memurları ile vatandaş diyalogları, devlet kuralları ile yaşamakta olan yurttaşların hem günlerini mutlu ve güvende yaşadıklarını, gelecekteki günlerini, yıllarını ise güvende ve mutlu yaşayacakları umuduyla hayatlarına devam ettiklerini okudunuz. Hayır, ne Avustralya ne de başka bir ülkeye göç etmek gibi bir düşüncem yok. Türkiye de yaşamaktan, Türk olmaktan mutluyum, evet, kıskanmıyorum ama imrendim, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve ecdadımızın hayatları pahasına var ettikleri ülkemizin bu imrenme hallerinin tümünü yok etmek, düşünmemek dahi mümkün, Türk milleti bu çağdaş yaşama şekline layıktır.


 Mir Murat Demir

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?